Ocak 13, 2007
Yeniden Doğuş
tüm varlığım benim, karanlık bir ayettir
seni, kendinde tekrarlayarak
çiçeklenmenin ve yeşermenin sonsuz seherine götürecek
ben bu ayette seni ah çektim, ah
ben bu ayette seni
ağaca ve suya ve ateşe aşıladım
yaşam belki
uzun bir caddedir, her gün filesiyle bir kadının geçtiği
yaşam belki
bir urgandır, bir adamın daldan kendini astığı
yaşam belki okuldan dönen bir çocuktur
yaşam belki, iki sevişme arası rehavetinde yakılan bir sigaradır
ya da birinin şaşkınca yoldan geçişi
şapkasını kaldırarak
başka bir yoldan geçene anlamsız gülümsemeyle “günaydın” diyen
yaşam belki de o tıkalı andır
benim bakışımın senin buğulu gözlerinde kendini paramparça yıktığı
ve bir duyumsama var bunda
benim ay ve karanlığın algısıyla birleştireceğim.
yalnızlık boyutlarındaki bir odada
aşk boyutlarındaki yüreğim
kendi mutluluğunun sade bahanelerini seyreder
saksıda çiçeklerin güzelim yok oluşunu
ve senin bahçemize diktiğin fidanı
ve bir pencere boyutlarında öten
kanarya ötüşlerini
ah...
budur benim payıma düşen
budur benim payıma düşen
benim payıma düşen
bir perde asılmasının benden aldığı gökyüzüdür
benim payıma düşen, terk edilmiş merdivenlerden inmektir
ve ulaşmaktır bir şeylere çürüyüşte ve gurbette
benim payıma düşen anılar bahçesinde hüzünlü bir gezintidir
ve “ellerini
seviyorum” diyen
sesin hüznünde ölmektir
ellerimi bahçeye dikiyorum
yeşereceğim,biliyorum,biliyorum,biliyorum
ve kırlangıçlar mürekkepli parmaklarımın çukurunda
yumurtlayacaklar
küpeler takacağım kulaklarıma
ikiz iki kirazdan
ve tırnaklarımı papatya çiçeği yapraklarıyla süsleyeceğim
bir sokak var orada
aynı karışık saçları, ince boyunları ve sıska bacaklarıyla
küçük bir kızın masum gülüşlerini düşünüyorlar
bir gece rüzgarın bizi alıp götürdüğü.
bir sokak var benim yüreğimin
çocukluk mahallesinden çaldığı
zaman çizgisinde bir oylumun yolculuğu
ve bir oylumla gebe bırakmak bir zamanın kuru çizgisini
bilinçli bir simgenin oylumu
aynanın konukluğundan dönen
ve böylecedir
birisi ölür
ve birisi yaşar
hiçbir avcı,
çukura dökülen hor bir arkta inci avlamayacaktır
ben hüzünlü küçük bir periyi biliyorum
okyanusta yaşayan
ve yüreğini tahta bir kavalda
usul usul çalan
küçük hüzünlü bir peri
geceleri bir öpücükle ölen
ve sabahları bir öpücükle yeniden doğacak olan
Furuğ Ferruhzad / Yeniden Doğuş
Çeviren : Haşim Hüsrevşahi
Furuğ Ferruhzad'ın Hayatı
Şiirin yanı sıra sinema ve tiyatro ile de ilgilendi. Çeşitli gazetelerde editörlük yaptı.
On altı yaşında iken yayınladığı Esir adlı ilk şiir kitabının ardından 1956 da Duvar isimli ikinci şiir kitabını yayınladı.
Yirmi iki yaşında yazar ve yönetmen İbrahim Gülüstan’la tanıştı ve sinemaya başladı. Sinemada oyunculuk, senaristlik, kameramanlık,yönetmen yardımcılığı, dublaj, montaj ve yaratıcı film editörlüğü yaptı. 1962 yılında yaptığı bir belgesel filmi o yıl İtalya’da Belgesel Filimler Festivalinde birinciliği elde etti. 1963 yılında yaptığı “Kara Ev” filmi, Almanya'da düzenlenen Ober Havzen Film Festivalinde en iyi film ödülünü aldı. Bu filmin çekimleri için gittiği Tebriz Cüzamlılar Evi’nde tanıdığı küçük Hüseyin’i evlat edindi.
1962 yılında Unesco Ferruhzad hakkında bir belgesel film yayınladı. Aynı yıl Beernardo Bertolicci de İran’a gelerek Ferruhzad’la ilgili bir belgesel yaptı.
1964 yılında şiirinde dönüm noktası sayılan “Yeniden Doğuş” isimli kitabınu yayınladı
Henüz 33 yaşında iken bir trafik kazasında hayata veda etti. Ölümü ile yarım kalan “İnanalım Soğuk Mevsimin Başlangıcına” isimli şiir kitabı 1974’te yayınlandı.
1935
Tahranda beş çocuklu orta sınıftan bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi
1948
İlkokulu bitirip gazeller yazmaya başladı
1951
Liseyi bitirip Pevez Şapur ile evlendi.
1953
Oğlu Kamyar dünyaya geldi. Aile Ahwaz’a taşındı.
1954
Pevez Şapur ile boşandı. Kamiyar babası ile kaldı ve bir daha oğlunu göremedi. Çocuğunu göremeyişi yaşamı boyunca Furuğ’u derinden etkiledi
1955
İlk şiir kitabı “Tutsak” Tahran’da yayınlandı
1956
İkinci kitabı “Duvar” yayınlandı. Bu kitabı eski kocası Pevez Şapur’a ithaf etti. İlk kez Avrupa’ya gitti ve bu yolculuğu ile yeni bir dünya görüşü şekillendi
1957
“İsyan” isimli şiir kitabı yayınlandı. Film yönetmeni İbrahim Gülüstan’la tanıştı ve onun asistanı oldu. Bu arkadaşlıkları zaman zaman çekişmelerle de olsa Furuğ’un ölümüne dek sürdü.
1959
Film yapımı hakkında bilgilenmek için İngiltere’ye gitti. “Yeniden Doğuş” isimli kitabını tamamladı. Aynı yıl “Bir Ateş” filminin yapımına başladı
1961
“Su ve Isı” filminin ücüncü bölümünün yapımı
“Dalga Mercan ve Kaya” filminin yapımcı yardımcısı
“Bir Ateş” filminin üstün başarısı ve İngiltere’ye ikinci yolculuk,Keyhan gazetesinde bir dakikalık reklam filmi yapımı
1962
Cüzzamlılar hakkında film yapımının ön çalışması için Tebriz’e ilk yolculuk
Bitirilemeyen “Deniz” adlı filmde yapımcı, prodüktör, ve oyuncu olarak yer alması
Sonbaharda Tebriz’e ikinci yolculuk
“Ev Karadır” filminin yapımı ve montajı
1963
“Ev Karadır” filminin Alman Oberhausen film şenliğinde büyük ödülü alması
1964
“Kerpiç ve Ayna” filminin bitimi
Yayınlanan şiir kitaplarından derleme ilk antolojisinin basımı
1965
Unesco tarafından yaşamı hakkında yarım saatlik bir belgesel film yapımı
Bernardo Bertolucci’nin hakkında 15 dakikalık bir film yapması
1967
13 Şubatta geçirdiği trafik kazası ile hayatının noktalanması ve durmaksızın yağan bir kar altında ağaçların soyundan olan bu kadın şairin köklerinin toprağa salınışı...
Kitapları:
1955-“Tutsak”
1956-“Duvar”
1957-“İsyan”
1963-Yeniden Doğuş
1967 -son kitabı “İnanalım Soğuk Mevsimin Başlangıcına” yı tamamlayamadan dünyevi yaşamı terk etti.



